13 Ağustos 2014 Çarşamba

İlk Crossfit Dersinden Neler Beklemeli

Oona'yla yaptığım tarihi röportajı okumuş muydunuz? Oona haftada sadece iki gün pole yaptığını söyleyerek küçük dilimi yutturmuştu. Genellikle pole dışında antrenman yaparak güçleniyorum, demişti.

Ben de yapamadığım hareketi milyon kere çalışıp gene yapamayınca, bir de üzerine minik minik sürekli sakatlanınca, artık başka bir sporla takviye şart dedim.

Reformer falan düşündük aslında sevgilimle, sağlam bir core için. Sonra, o core bana pek hard core gelmemiş olacak ki, bir baktım "crossfit nerede yapılır" diye google'lıyorum. 

Crossfit34 diye bir salon çıktı. Meğer Türkiye'deki ilk crossfit salonuymuş. Mail attım, anında dönüş yaptılar ve aynı zamanda fizyoterapist olan bir antrenöre yönlendirdiler. Çok profesyonel ve düzgün bir yer gibi geldi. Haftada 3 antrenman için sözleştik ve dün ilk dersimi aldım.


Ey güzel pole'cu,

Crossfit dersine giderken önce şunu bil ki, içeride üstsüz ve bağıran adamlar olacak. Biz kadın kadına spor yapmaya o kadar alışık, o kadar namuslu bir camiayız ki, eyvah namahrem! diye salonun öte yanına kaçıverdim bir an. Sonra baktım iki kız daha var, bir rahatladım. Azıcık modern ol öküz dedim kendime.

Önce etrafı kestim. Crossfit salonundan bir AVM içi fitness salonu conconluğu bekleme. 4 duvar, yumuşak gibi zemin, barlar, halterler falan var burada. Ama havadar ve geniş.

Sonra antrenmana başladık. Belli başlı temel hareketler varmış crossfit'te. Önce bunların bir kısmının üzerinden geçtik: squat, pull-up, push-up, shoulder press, box jump... Önce bunlarla başlanıyor, sonra gerek ağırlık ve tekrar artırılarak, gerek daha fazla teknik gerektiren hareketler entegre edilerek çalışma daha ileri seviyeye tanışıyor. Yani ilk dersler için çok korkacak bir şey yok. Bizler için asıl korkutucu olabilecek yanı, intervali, kardiyo tarafı, tekrar sayısı.

Pole'da tipik bir antrenman 20 dk. mobility, stretching, kardiyo, conditioning ısınmasından sonra 1-1,5 saat her biri 30-40 saniye süren hareketleri çalışmak şeklinde geçiyor. Dolayısıyla anaerobik enerji kullanıyoruz yoğun olarak. 2 dakikayı geçen kombo/koreografi çalıştığımız -özellikle de dersler dışında- çoook nadir olduğundan vücudumuzda oksidatif enerji sistemi sıklıkla kullanılmıyor.

Burada ise ilk antrenmanım 15 dakika içerisinde 2 tur koşu, 15 squat, 10 shoulder press, 5 barfiks setini mümkün olduğunca fazla tekrarla yapmaktı. 4 tekrar ve 5.'nin koşusunun yarısını yapabildim. Çok ilginç bir şekilde enerjimin nasıl zınk diye kesildiğini gördüm. 3. turun ortasına kadar her şey çok iyiydi. Hatta daha fazla tekrar sığdırmak için kendimi zorluyordum. Ama 3. kez shoulder press yaparken tam tamına 7. kaldırışta gücüm tamamen tükendi. Kalanını antrenörün gazıyla güç bela tamamladım. 5. koşuda salonun öte yanına gittiğimde bir sütun buldum, çocuk gibi arkasına saklanıp dinlendim. Gözlerim falan karardı. Eğer sen de, benim gibi daha önce kardiyolu bir şeyler çalışmadıysan, antrenmanın seni bu açıdan zorlamasına hazır ol.

Ardından esnemeye geçtik. Bu noktada da muhteşem splitlerinle göz doldurmaya hazır ol ey polecu. Meğer crossfit'te esneklik çok önemliymiş halter vs. için. Ama ben dersin bu kısmına çok konsantre olamadım. Hala soluğumu toparlamakla meşguldüm.


Kendimi toparlayıp ıspanaklı-şeftalili smoothie'mi kafama diktikten sonra Zeynep ve Sevinç'i görmeye stüdyoya gittim. Biraz sağdan soldan konuşup kafa dağıttık. Bir saat de pole patlattım üzerine. Doğaçlama yaptım daha çok. Bir kaç tane güzellimsi kombo çıktı. Çok da güzel oldu. Pek de ala oldu.