24 Mart 2019 Pazar

İlk Pole Dersinde Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı?


Yeni bir sınıf açıldığını duydunuz, dem bu dem deyip kayıt oldunuz ve büyük gün gelip çattı: İlk Pole Dersiniz!



Kendi ilk dersimi hatırlıyorum. Ne zaman gitmeliyim, kimle konuşmalıyım, tuvalete giderken giyinmeli miyim, boxerla mı kalmalıyım, ayağımda spor ayakkabı mı olmalı… bayağı bir sorularla doluydum. O zamanlar WOW yoktu daha, kimseyi tanımadığım başka bir okulda latin dansı dersi sonrası poleların takılmasını beklerken, elimi ayağımı nereye koyacağımı bilememiştim. J Sizin de, ben ve pek çok öğrencimiz gibi ilk ders için kalbiniz pıtır pıtır oluyorsa, ay ben güleriiim diyorsanız, bu yazı biraz yol gösterici olabilir.

Ne Giymeli?
Pole için olmazsa olmaz deri tutuşu! Dolayısıyla, kasıkları açıkta bırakacak bir boxer ya da pole şortu şart. Üzerinize en iyisi sporcu sütyeni ya da bel ve koltukaltı açık crop top. Isınma ve soğuma için uzun tayt, tişört, çorap, tozluk kullanışlı olabilir. Neticede bu bir antrenman olduğundan nefes alan, terletmeyen, rahat kıyafetleri tercih etmelisiniz.
Ne Giymemeli?
Katılacağınız stüdyonun kılık kıyafet politikasını bir sormanızı öneririm. Benim fikrimce katılımcı kendini rahat hissediyorsa istediği kadar dikkat çekici ve “extra” giyinebilir. Sonuçta bu onun özgür alanı. Ama farklı okullarda farklı yaklaşımlar olabilir. Rahat hareket edemeyeceğiniz için bol şortları tercih etmeyin derim. Yine giriş seviye için pleaserlar, botlar vs. de çok uygun olmaz.

Okula girişte ne yapmalı?
  • Vaktinde gitmeli. Vaktinde: dersten 15 dakika önce. Böylelikle kayıt işlemlerini yapacak, giyinecek ve ortama oryante olacak vaktiniz kalır.
  • Kendini tanıtıp hangi ders için geldiğini söylemeli.
  • Dersi bekleyen diğer öğrencilerle sohbet  etmeli (onlar artık pole buddylerin!)

Ne yapmamalı?
  •  Geç kalmamalı (dersin başındaki ısınmayı kaçırmamak çok önemli!)
  •  Erkek arkadaşınızı, kocanızı getirmemeli (çoğu pole okulunda belli saatler dışında erkek sinek yasak, emin değilseniz önceden sormakta fayda var.)
  • Kimseyle konuşmadan bir kenara oturup hocanın sizi bulmasını beklememeli. Sizi birinin arkadaşı vs. zannedebilirler.
  • Çekingenlik yapmamalı. (ki ben çok çekingen bir insanım, onlarca pole stüdyosunda bulundum. Dünyanın en rahat ortamlarıydı hepsi.)


Ders İçeriği
Dersiniz ısınma ile başlayacak. Küçük ve büyük kas gruplarını aktive edip uzatarak pole’a çıkmaya hazır hale geleceksiniz. Ardından eğitmen pole hareketlerini gösterecek ve parçalayıp adım adım öğretecek. Her ders belli bir sayıda hareket öğrenip, belki koreografiler çalışacaksınız. Ders sonunda soğuma ve esneme ile bitireceksiniz.

Derste ne yapmalı?
  • Eğitmenin direktiflerini takip etmeli. Bir şey bilmemeniz ya da yapamamanız asla canınızı sıkmasın, zaten öğrenmeye geliyorsunuz. Anlamadığınız bir şey olduğunda rahatlıkla sormalı, tekrar göstermesini ya da yardımcı olmasını istemelisiniz.
  • Grup derslerinde eğitmen herkesle sırayla ilgileneceğinden sıranızı beklemelisiniz.
  • Hareketlerle ilgili sorularınızı sadece eğitmene sormalısınız. Yan poleunuzdaki arkadaşınız sizden daha iyi yaptıysa da tekniğini tam anlamamış olabilir ve sizi yanlış yönlendirebilir.
  • Dersten önce ve sonra eğitmenin göstereceği alkol ve havlularla poleunuzu silmeli, dersten sonra matınızı yerine kaldırmalı, su şişenizi vs. atmalısınız (lütfen J)

Ne yapmamalı?
  • Eğitmen başkasına bakarken hocccaaaaaam diye bağırmamalısınız. Az sabır!
  • Instagramda gördüğünüz hareketi öğretmesini istememelisiniz. Eğitmeniniz zaten sizin seviyenize en uygun programı hazırlamıştır. İleri seviyede hedeflerinizi eğitmeninizle paylaşmanız çok güzel olur, böylelilikle sizi de daha iyi yönlendirebilir. Ama henüz erken ve muhtemelen o hareket aşırı zor!
  • Eğitmen arkasını döndüğünde instagramda gördüğünüz o hareketi yapmaya çalışmayın. (e yani!)
  • Arkadaşlarınıza öğretmeye çalışmayın. (Bu çok iyi niyetli ve hepimiz zaman zaman yaptık. Ama bu hem eğitmeninize karşı çok tatlı bir durum değil, hem de istemeden arkadaşınıza zarar da verebilirsiniz.)
  •  Fotoğraf! Evet bu konuda çok hevesli olduğunuzu biliyoruz. Ama oldukça hassas bir konu. Öncelikle eğitmenden izin almadan lütfen foto seansına geçmeyin. Dersi ne kadar aksattığını tahmin edemezsiniz. Arkadaşlarınızın kadrajda olduğu fotoğraflar asla çekmeyin, bizim ülkemizde pole fotoğrafında bulunmak maalesef bazı meslek grupları için hala işten çıkarılma sebebi! İlk derslerinizde daha çok samimi olmadığınız arkadaşlarınıza telefonu tutuşturup fotoğraf çekmelerini istemeyin, onun ders süresinden çaldığınızı unutmayın, herkes bundan memnun olmayabilir. İyisi mi önden eğitmene sorup soğuma öncesi 5 dakika izin koparmak ve o sırada telefonu sizden başka kimseyi görmeyecek bir yere koyup ön kamerayla video çekmek ve screenshot almak. Eğer sınıfınızda bu konuda hassas biri varsa, fotoğrafı antrenman saatine saklayın.
  • Matınızı ortalıkta bırakıp su şişenizi, kullanılmış peçetelerinizi sağda solda unutup Leyla gibi sınıftan çıkmayın (ama lütfen! J)
  • Lütfen ama lütfen demoralize olmayın. O gün gününüzde olmayabilirsiniz, hareket ilk başta zor gelebilir. Emin olun bugün değilse yarın başlangıç ve orta seviye hareketlerin hepsini yapacaksınız. (İleri seviyede biraz işler değişiyor.) Dersinizi verimli geçirin, bol bol deneyin ve hatalarınızın düzeltilmesine izin verin.

İlk dersinizden sonra… sabırsızlıkla ikinci dersinizi bekleyin. Bu güzel serüvene çıktığınız için kendinizi tebrik edin. Ve dinlenin J


12 Mart 2019 Salı

Nerede Kalmıştık..




Kızım ben bu blogu unuttum ya la!
Özet geçmek gerekirse, 2018 ve 2019'un başı biraz şey geçti. Duygu durum dengeleyici medikal destek fiziksel olarak biraz köstek oldu bana. Tamam çok dengeli ve sakindim ama oturduğum yerden de kalkmak hiç istemedim. Antrenman saatlerinde öğretmen arkadaşlar "haydi gel jam edek" dediklerinde, "gençler oynasın, ben izliyorum" diye diye oturdum hep. 

Bu arada bir sürü de şeyler yaptık. Boğaziçi'nde sports fest'e katıldık mesela. Genç dimağlara workshop verdik. Monc'ta solo gösteriler yaptık. Bir kez daha Slovakya'ya gittim Synachencko'dan ders almaya. Okulun ders sayısını 60'lara vardırdık. Sonra beybi gibi Elementler okul şovu. 

Ama nasıl diyeyim, ben bayağı bir kabuğumda kalmayı başardım bütün bunlar olurken. Açık açık olmasa da (çünkü haftada onu aşkın ders vermeye devam ettim bir şekilde, provalar, gösteriler falan da oldu...) ruhen bir pole emekliliği halindeydim. Hiç yeni hareket çalışmadım mesela. Neredeyse bir sene boyunca hiç kondisyon yapmadım. 

Sonra başka bir acil durum hasıl oldu ve dedim ki, bu kadar denge yeter. Ben 5 saat uyuyup 15 saat çalıştığım, her şeye karşı motivasyonumun olduğu, hevesli, özenti, çoşkun manik halimi istiyorum.

Ve manik halim burada, yeniden blog yazmakla meşgul, miriba!

Oraya çıkar çıkmaz da, gitti yarışmaya başvurdu manyak. Bir de körün taşı gibi seçildi. Üzerinden iki hafta geçti, şimdiden haftada 2 deve çöktüren ringli mingli kondisyonu, yine 1-2 pole seansını hayatıma kattı. Nasıl özlemişim!

Çok değil 2 ay kadar bir zamanım var. Kafamda bayağı iyi kombolar, canlı tuttuğum çokça cici bir duygum var. En güzeli, antrenman günü gelsin diye içim kıpırtılanmaya başladı yeniden. Oh be!

Blogta da bir sürü draft yazı birikmiş. Geri dönüp yazmayı istiyorum eskisi gibi. Gerçi artık bloggerlar yazmıyor, selfie koyuyorlar ama biz eski nesiliz. Blogspotçuyuz biz. 


18 Temmuz 2018 Çarşamba

Her Seviyede Hayat Kurtaran 4 Harika Hareket

Pole öğrencilerinin pek çoğu güzel bir performans sergilemek için zorluk seviyesi yüksek hareketler kullanılması gerektiğini düşünür. Oysa, daha başlangıç seviyesi eğitiminde öğrenilen bir çok hareketin yaratıcı varyasyonları ve akıcı geçişlerle çok da güzel dans etmek, pek de ala dans etmek mümkündür.


POLE SIT
İlk pole sit'inde yüzü kıpkırmızı olup da içinden ya da dışından küfürler savuran öğrencilere her zaman "bu bir dinlenme pozu olacak" diyorum. Öyle de oluyor.
Hareketin en güzel yanı, çok güç harcanmadığından ağzı gözü yamultmadan poz verilebilmesi. Ayrıca bacak varyasyonları (uzun, kırık, makas, passe...) ve torsonun konumu (geride, yanda, önde) ile rahatlıkla çeşitlendirilebilir ve seyirciyle iletişim kurulabilecek bir an oluşturur.




LAY BACK
Müzikle uyum içinde kendini geri bırakıverişin asla modası geçmez. Hem ürkütücü, hem de etkileyici. Kollar boşta kaldığından harekete ifade katmak da mümkün. Hareketten çıkmak karın kaslarına kuvvet yukarı uzanılabileceği gibi, yere amuda da inilebilir. İleri seviye polecular envayi çeşit harekete geçmek için kullanacakları laybackte hem seyirciye klark atabilir, hem de bir anlığına kollarını dinlendirebilirler.



JASMINE
Çok temel, çok gerekli, pek çok kapının anahtarı jasmine... Kendi başına da çok şık bir poz değil mi?  İster kalçadan katlı, ister extension'da güzel çizgilerle gözlere ahenk, gönüllere muhabbet veriyor.



WRIST SEAT (HELLO BOYS)
Siz de derste ilk hello boys'u gördüğünüzde wohoooo asla yapamam deyip, bir kaç deneme ile yapılabilitesini keşfettiniz mi? Seyirci de aynı sizin gibi görüyor: wohooo!
Straddle (V bacak) versiyonunu old school, seksili performanslarda sıklıkla görürüz. Aynı tutuşta bacakları front split de yapabilir, sırt destekliğinizi kullanarak attitude da yapabilirsiniz. Hepsi de birbirinden güzel :)




Farklı hareketler çalışmak hem büyük keyif, hem de fiziksel gücü, koordinasyonu ve esnekliği artıran şahane bir workout. Ancak, bunlardan da önemlisi, hareketleri "senin" yapmak. İkinci derin gibi giyip, içerisinde keyif almak ve kendi renginde, kendi ışıltında dans etmek. Bunun içindir ki, zaman zaman, artık çok da zor olmayan hareketlere dönüp onlarla kelimeler, cümleler, hikayeler oluşturmak gibisi yok. Tavsiye ederüz.





3 Mart 2018 Cumartesi

Edepli Pole Türlerine Giriş

Merhaba Sevgili Pole Dance Camiası ve Değerli Pole Severler,
Geçtiğimiz yazımızda edepsiz pole'ları sınıflandırmış, yaftalayıp yapıştırmış, konuyu netliğe kavuşturmuştuk.
Bugün de edepli pole dünyasının sırlarını bir bir keşfetmeye, kot pantalonuyla poledan pole'a atlayan adamları, tül eteklerle peri kızı gibi dönelen hanım kızları ve daha nicesini ezberleyip kültürlenmeye hazır mısınız?

Öyleyse başlıyoruz!

Edepli pole'da pek çok şey var; yüzde doksan, topluklu ayakkabı yok. Testte falan çıkarsa, ayakkabısız gördüğünüzde edepsiz şıkları hemen eleyin. Gelelim edepli şıklara...

1. POLE ART
Pole benim için bir kendimi ifade biçimi, dansıma (burada bahsedilen ağırlıklı olarak modern dans ya da lirik dans -öyle bir dans varsa) bir yeni boyut (dikey) kazandıran bir enstrüman diyenlerin tercihi pole art. Yarışmaları direkt pole adıyla gerçekleşebileceği gibi, pole theatre yarışmalarında bir alt branş olarak da karışımıza çıkıyor. Pole art kategorisinde çıplaklık ve seksili davranışlar yasak. Genellikle müzikleri söz içerebiliyor. Bir hikaye anlatımı söz konusu oluyor.
Pole theatre'ın alt branşı olan diğer edepli polelar pole comedy ve pole drama ama onları ayrıca yazmayacağım. Biri komik, birinde de sahnede ölüyorsun işte.

Phoenix Kazree


2. POLE FUSION
Hocamız Sevinç gidip de birinci olduğundan, sonra da gösteri ekibimiz şov yaptığından yakinen bildiğimiz pole füzyon festivali, şu an sadece Brüksel'de. Festival direktörü Sarah Cavenaile. Amaç pole'u bir pole olarak görmemek,başka bir dansla, başka bir sanatla ya da teknolojiyle birleştirmek. Mesela Jorge Lera bu sene pole show'unu instagramla birleştirmiş, bir yandan seyirciye gösteri yaparken bir yandan canlı yayın yapmıştı. Sonradan paylaştığı canlı yayını izleyince, oradaki izleyicinin bambaşka bir deneyim yaşadığını görmüştük. Öyle intermedyatik güzel kafalar yani.

Sevinç Gürmen


3. CHINESE POLE
Soy ağacımızı dayandırdığımız uzak doğulu büyük amcamız, chinese pole, genellikle erkekler tarafından bizimkinden daha kalın kauçuk bir direk üzerinde gerçekleştirilen bir akrobasi sanatı. Heyecan, hayranlık ve korku uyandırmak üzerine alavere dalaverelerele dolu, dropların, fliplerin, acrobatic catch'lerin havada uçuştuğu -kelimenin tam anlamıyla- bir branş. Pek çok teknik ve trick bizim metal pole'larımızda da yapılabiliyor. (Ama biraz soyunmak gerekiyor tutması için tabii) Flag, cupid, cup grip, fonji falan hep Chinese pole'dan dilimize geçmiş kelimeler. (Cupide cupid demiyorlar galiba ama hatırlayamadım şimdi.)

Kenneth Kao


4. POLE SPORTS
Hatırlarsınız, bir kaç ay önce, pole dance olimpiyatlara giriyor, diye bir haber çıkmıştı. Konuya uzak kitleler topuklu ayakkabılı, tangalı kızları olimpiyat meş'alesi taşırken hayal edip, olur mu yahu, alla alla, demişti. Halbuki, olimpiyat kapısında bekleyen bu!
Pole sports, cimnastiğe pek yakın, zorunlu hareketleri, bu hareketlerin 0,1'den 1,0'a uzanan puanları olan, sözlü müzik kullanılmayan ve zorluğa, teknik mükemmeliğe büyük önem verilen bir edepli pole.



31 Ocak 2018 Çarşamba

Edepsiz Pole Türlerine Giriş

Pek topuklu giymiyorum dans ederken. Ne kadar beğensem de, alışamadım gitti. O yüzden son pleaser kargosu beklememin üzerinden neredeyse 3 sene geçti! Bugün iki yeni bebeğin yolunu gözlüyorum evde. Biri beyaz, biri de altın rengi 8 inch kuşlar.

Tam da bu bekleyişi değerlendirmek için topuklu ayakkabı ile yapılan pole tarzları hakkında yazayım dedim. Bu konuda güzel bir blog okumuştum zamanında, şimdi hatırlayamadım. Kah aklımda kalanlar, kah aklıma uyanlar...

Elbette, böyle kesin sınırlar ve kurallar yok ama her şeyi tanımlayıp yaftalamak ve kafa net devam etmek çok güzel ;)
Biraz da eğlence olsun diye, buyrun...

Pollar ikiye ayrılır: edepli pollar ve edepsiz pollar.

Edepsiz pollar, youtube'ta (ya da son iki yılın öğrencileri için muhtemelen instagram'da) görüp de "oha ne güzel şeymiş, ben de yapıcam" dediğiniz, sınıf gösterilerinde edepli hocaya düştüyseniz bütün sınıfı örgütleyip bir şekil yaptığınız tarz.

Edepli pollar ise, pole yaptığınızı aileniz öğrenip olay çıkardığında, "ya üf anne hiç anlamıyosun bak işte hep böyle şeyler, hep!" diye kadının eline tutuşturduğunuz taklacılar, balerinler.


Bugün sizlere edepsiz pole dünyasının kapılarını aralayıp, bilinmezleri açığa çıkaracağım.


1. Stripper Pole Style

Pole tarihi akrobatik olarak Chinese pole'lara, malakhamplara; show business olarak da 1890'larda Amerika'daki Mısırlı gezici çadır gösterilerine dayanıyor.  Daha sonra efendime söyleyeyim, bu dans burlesque ile birleşip çadırdan kulüplere taşınıyor. 80'lerde akrobasili, danslı striptiz kültürü oluşuyor.
Bu arada, ilk defa pole okulları da kulüp sahipleri tarafından dansçı yetiştirilmek için açılıyor.
Bu tarzın belirleyici özellikleri:

  • Hareketler çok stilize edilmemiş, duygu ön planda.
  • Seyirci ile etkileşim çok ön planda
  • Body trace mevcut
  • Genelde statik pole
  • Pole'un tepeleri çok kullanılıyor, heyecan uyandıracak droplar vs. 
  • Tamamen ya da kısmen soyunma var, haklı olarak
  • Hedef: ver coşkuyu!

2. Classique Pole / Old School

Pole theatre yarışmalarında uçuşan tüllerden, sahnede ölerek final yapanlardan sonra birden topuklu ayakkabı giyenler çıkıyor ya, işte o classique style. Biraz şeye benziyor; halkoyunlarını stilize ederler de, köyde oynanan ham halinden biraz uzaklaşır. Bir yandan tensellik ve seksapel, bir yandan estetik ve artistik kaygılar...
  • Tamamen soyunmak yok ama az biraz soyunmak var
  • Body tracing var
  • Hem statik, hem de spinning pole
  • Seyirciyle etkileşim kısıtlı
  • Teknik mükemmellik önemli
  • Spin pole'da splitler, backbendler, esnek esnek pozlar.


3. Exotic Pole

Instagramda açıklama kısmı kiril alfabesi ile yazılan ve dansçıların don yerine tayt giydiği video gördün mü, yapıştır "exotic"; yüzde 80 tutar. Oldukça popüler ve kendi içinde de power exotic, soft exotic, exotic art falan gibi bölümlere ayrılan bu branşta teknik mükemmellik, yaratıcılık ve akış dikkati çekiyor.
  • Teknik mükemmelik ön planda
  • Akıcılık, yaratıcı ve komplike geçişler, karmakarışık bacaklar
  • Amutlu, mamutlu, flipli, milipli basework
  • Body trace yok
  • Statik pole 
  • Soyunma yok, aksine yer hareketlerini kolaylaştırmak için dizlikli, taytlı falan

Bir sonraki yazıda edepli pollarda görüşmek üzere.. KİB.


3 Ocak 2018 Çarşamba

Devam edebilme

Çok komplike yaşıyoruz be kızlar. Çok fazla karpuz taşımaya çalışıyoruz koltuklarımızda. Ki bizim omuzlar geniş, koltukaltları 3+1 salon salomanje ama, yine de çok.



Sabah yüzmeye, öğle arası pilatese, akşam pole'a geliyoruz ya... Arada çocuk bakıyor, arada sunum yapıyor, arada karabuğday unundan şekersiz yumurtasız kurabiye yapıyoruz ya... Buna takati yeten çok kişi tanıyorum ve ayakta alkışlıyorum. Ben öyle değilim. Ve benim gibi pek çok kişinin de hayatı istemeden kendine zindan ettiğini, sonra her kaçırılan dersin, her kabarmayan kekin, yetişmeyen sunumun hayatlarının üstüne kabus gibi çöktüğünü görüyorum.

- evet, 150 öğrencili bir okulda kadınları bayağı tanımaya başlıyorum. -

Halbuki daha basit olmalı hayat. Haftada bir gün ayırmak çok zor geliyorsa o yeni hobiye - elim varmadan yazıyorum, pole'a bile - belki de hayat o hobi olmadan daha iyi olacak senin için. Uç uca, bir kahve molası olmadan ekleniyorsa planlar gün içinde, çok fazla plan yapıyor olabilir misin? Bu yazı benden 6 ay full paket pole'a başlayıp paketlerini yakanlara gelsin.

Önceliklendir!
2015'e kadar 10 yıl kadar her sene çello çalmaya başlayıp bıraktım. Coursera'da hemen her hafta yeni ders açıp deadlineların geçişimi hüzünle izliyorum. Yapacak bir şey yok, bazı şeyler sürdürülemiyor. Motivasyon eksik, zaman yetersiz. Çok da şaapma o zaman ya. Sürdüremiyorsan belki de sürdürmek istemiyorsundur. Belki daha sonra daha iyi bir zaman gelecek istikrarlı bir biçimde çalışman için. Koşullar değişecek, sen değişeceksin. O zaman tekrar dene. Ama olmuyorsa da kendine zulüm etme.

Sakin ol şampiyon
Pole'a başlarken gün aşırı gelmek istiyorum, haftada 5 ders almak istiyorum diyenlere, müthiş bir işletmecilik hatası olarak, çok da öyle şaapmayalım bence diyorum. Önce bir gelebiliyor musun ona bak. Sonra antrenman ekleyebiliyor musun, iki güne çıkarabiliyor musun... Oluyorsa yardır. 30 günlük deve çöktüren challangelar, intensive boot camplar falan kaç kişide işe yarıyor allasen? Bir gün yaparsın, iki gün yaparsın, üçüncü günü kaçırırsın, sonra üç ve dördü birlikte yapayım dersin, canın çıkar, beş, altı, yedi yalan olur. Sonra bırakırsın zaten. Sürdürebileceğin frekansı aşmanın sana bir faydası yok. Hiçbir konuda. Rest dayi, recovery'yi geçtim, moral motivasyon açısından.

Yeniden başla
5 - 5,5 senelik pole hayatımda iki kez hayat arada girdi ve 2-3 ay antrenmansız kaldım. İkincisinde eğitmendim artık. Döndüğümde arial invertüm ve shouldermount'um gitmişti! Tabii ki kendimi yatağa atıp hüngür hüngür ağladım. Sonra göz yaşlarımı silip bir alt sınıfa yazıldım. Çünkü pole benim önceliğimdi ve bırakmayı düşünemezdim bile. Nasıl olur, nasıl geri sararım diye düşünseydim muhtemelen bugün stüdyom olmayacaktı, ben de bir yerlerde başarılı bir beyaz yakalı olup cuma akşamları bir drink alıp haftasonu kaçamağımı nereye yapsam diye... Neyse konu yanlış bir yere gidiyor :))) ne diyordum, muhtemelen pole hayatımdan tamamen çıkacaktı. Halbuki hayat uzun, bir ay, 5 ay, bir sene uzaktan bakınca hiçbir şey değil. Her zaman geri sarma hakkımız var ;)


"Basit yaşayacaksın basit,
Mesela, susayınca, su içecek kadar basit"

29 Eylül 2017 Cuma

Bu Sonbahar Mutlaka Yapılacaklar



Sonbaharın gelişi insanları bölüyor, kardeşi kardeşe düşman ediyor. Bir yanda hava sıcaklığı düştükçe kahrolan yaz çocukları, öte yanda kazak! çorap! balkabağı! diye keyiften dört köşe olan güz aşıkları...  Takvimlerde eylül adı gözüktü mü, iki kampın safları belirginleşip facebooktan çemkirmek olsun, sıfatına tükürmek olsun düşmanlıklarını açık ediyorlar.
Ben sonbaharcıyım arkadaş. Var mı sonbahar gibisi? Yumuşacık polarlara sarılmak sonbaharda, doğanın renkli hali sonbaharda, pole'un en iyi tutuşu gene sonbaharda!

Stüdyodan eve yürürken şöyle bir Yoğurtçu Parkı'nda dolaşırım. Yaprakların döküldüğünü fark edince içimde muazzam bir neşe vuku buldu. Sonra hastalanıp bir hafta yattım, ama bu da keyfime engel olmadı. O kahır sıcakları geçti ya, şimdi dolu dolu bir sonbahar zamanı.

Doğada Vakit Geçirmek
Kırmızılı turunculu ormanlarda yürümek, bir göl manzarasına bakmak, olmazsa olmaz ağaçtan sarkmalı fotoğraflar çekilmek istiyorum bu mevsimde. Çok uzaklara gidecek vakit ve tatil yok ama Belgrad ormanı olsun, Polonezköy olsun, belki bir kaç günlüğüne Abant'a falan gitmek olsun, iki sararmış yaprak görmeden geçmesin sonbaharlar!

Şehirde Vakit Geçirmek
Sonbahar demek tiyatro, sinema, konser, sergi sezonu demek. Ruhu ve zihni besleyecek, ilham verecek bir cümle okumak, bir melodi duymak ne kadar değerli. Pole için de... Yani stüdyoda geçirilen vakit elbette çok önemli ama dışarıda geçirilen de bir o kadar. Yazın mayhoşluğu geçtiğine göre yaratıcılığı kampçılayacak aktivitelere zamsn ayırıp topladığımız meyveleri stüdyoda yemek lazım!

Teknik Antrenmanlar
Yazı ağırlıklı olarak kondüsyonla, stretchingle ya da tembellikle geçirdik. Şimdi teknik antrenmanlara dönüp sistematik olarak çalışma zamanı. Eksikleri belirlemak lazım önce. sadece hareket bazında değil genel pole tekniğiyle de alakalı; örneğin ben spin pole'u biraz ikinci plana attım uzun zamandır. Kombonun en tatlı yerinde spinin durması nasıl da sevimsiz! Bu mevsim bol bol spin pole çalışacağım. Onun dışımda ninja trainer sınavı için K O L gibi bir liste var. Neyse ki önümüzde pole'ların bebek gibi tuttuğu harika bir mevsim de var!

Workshoplar
İstanbul'da stüdyolar da, pole öğrencileri de çoğalıyor. Bu da bize güzel workshoplar müjdeliyor! Workshopları çok seviyorum çünkü hem ufuk açıyor, hem de sonrasında çalışılacak bir dünya malzeme kalıyor. Fırsat bulabilirsem bir minik pole&travel da planlıyorum bu sonbahar için ;)

Rest
Geldik polara, geldik bitki çayına, geldik kitaplara... Fazla açıklamaya gerek yok, sonbaharda rest day başkadır!