15 Şubat 2014 Cumartesi

Teacher Training 4: Öğrenme Teorileri

Öğrenme teorileri aslında bilginin nasıl edinildiği, işlendiği ve kullanıldığını açıklamaya yarayan kavramsal çerçeveler. Hızlı ve etkili öğrenme için bu kavramsal perspektiflerden bakıp konumuza ve kendimize uygun olan metotları geliştirmemiz gerekiyor öğrenciler böyle sersefil olmasın diye.



Bu teorilerden ilki duyusal öğrenme (sensory stimulation theory). Bu teorinin temel varsayımı öğrenmenin duyuların stimule edilmesiyle gerçekleştiği yönünde. Bir araştırmaya göre yetişkinlerin %75'i görerek, %13'ü duyarak öğreniyor. Birden fazla duyuya hitap eden bilgiler daha kolay öğreniliyor. Zaten bir önceki eğitmen eğitimi dersinde de Sevinç bir hareketi önce göstermemiz, sonra parçalayarak anlatmamız gerektiğini söylemişti.

Davranışsal psikoloji ekolünce geliştirilen pekiştirme (reinforcement) teorisine göre ise öğrenme olumlamalar ve olumlu sonuçlarla sağlanıyor. Olumlama sözel olarak pekiştirme (aferin!) olabileceği gibi örneğin bir kurs sonunda verilen sertifika da olabilir. Diğer taraftan, arzu edilmeyen davranış (omuzları eklemin dışında tutma, mesela) gerçekleştirildiğinde yapılacak olumsuz pekiştirme (omzunu indir demek ya da omzuna kırbaçla vurmak) de istenmeyen davranışın engellenmesini sağlıyor. Belirli alanlarda başarı sağlasa da bu teoriye getirilen başlıca eleştiri çok mekanik ve rijid olması.

Pole eğitiminde çok fazla yararlanmadığımız bilişsel öğrenme (cognitive learning) teorisi deneyimleme, anlama, problem çözme ve içgörü geliştirmeye dayanıyor, kişilerin bireysel gereksinim ve kaygılarını ön plana alıyor. İzole edilmiş olaylardan çok şablonlarla (bu anlamda davranışçıları eleştiriyor) ve analitik süreçlerle ilgileniyor. Eski bilgilerin ve hafızanın öğrenme üzerindeki etkisi yine bu teorinin temel konuları arasında.

Diğer bir teori ise bütünsel öğrenme (holistic learning). Buna göre, bireyler zihinleri, duyguları, bedensel ihtiyaç ve arzuları, hayal dünyaları gibi pek çok katmandan oluşur ve etkili bir öğrenme için bunların hepsinin aktive edilmesi gerekir.

Benim en çok hoşuma giden olanak sağlama (facilitation) teorisiydi. Bu perspektifte eğitmenler öğrencilerin kolay öğrenmesi için gereken, yeni bilgi ve fikirlerin, yeni davranış biçimlerinin onlar için tehdit oluşturmayacağı olumlu ortamı sağlıyor. Bu teorinin bazı varsayımları şöyle:
  • İnsanlar doğaları gereği öğrenmeye açtır, öğrenmek isterler.
  • Kabul edilen doğruların değiştirilmesine yönelik direnç duyarlar.
  • En belirgin öğrenme kişinin kendi kavramında ortaya çıkan değişikliği içerir.
Buna göre eğitmenler kendi bilgi ve inançlarına aşırı bağlı olmamalı, öğrenciyi dinlemeyi bilmeli, öğretilen konu kadar öğrenciyle kurulan ilişkiye de önem vermeli, geri bildirim ve eleştri kabul edebilmeli. 

Sevinç ve Zeynep pole eğitimi için bu yaklaşımı çok uygun bulduklarını söylediler.



Experiential (ampirik) öğrenme teorisyeni Kolb 4 ayaklı bir öğrenme şeması çiziyor. Öğrenme bireye göre bu modelin herhangi bir ayağında başlayabilir ve sonsuza kadar devam edebilir. Üzerine düşünme ve deneyimle olmasa sürekli aynı hataları yapıyor olurduk, diyor.



Herkes bu modelin farklı bir basamağından öğrenmeye başlayabilir diyor, çünkü herkesin öğrenme şekli birbirinden farklı. Aktivist öğrenci doğrudan deneyimlemeye başlıyor, reflector daha uzun süre gözlemleyip üzerine düşünüyor, teorist bağlantılar kurup deneyimden soyut çıkarımlarda bulunuyor, pragmatist ise planlama safhasından zevk alıyor. (Buna göre ben biraz pragmatist, biraz da aktivistim sanırım.)



Pole sınıflarını düşündüğümüzde en önemli konulardan biri öğrencilerin yetişkin olmaları. Yetişkinlerin öğrenme süreçleri çocuklarınkinden farklı. Öncelikle geçmiş deneyimlerinden derse katkıda bulunuyorlar, öğrenme sürecinde ve değerlendirilmesinde daha fazla rol oynuyorlar, geribildirimlerinin dikkate alınmasını istiyorlar.


Dersin teorik kısmı bu kadardı. Ardından sırayla beginner koreografilerimizi yaptık, Sevinç, Bella ve Zeynep de üzerlerine konuştular. Anladığım kadarıyla giriş seviyesi derslerinde yapılan koreografilerde basit aksanlı bir müzik kullanılması, hareketlerin temiz ve anlaşılır olması, aralarında çok fazla kafa karıştırıcı yürüme gibi hareketlerin olmaması, yönlerin belirgin olması önemli. Öğrenciler bir şeyi yapamadığında onlara önereceğimiz farklı versiyonlar da cepte olmalı.

Yalnız, kızları izlemek ne güzeldi. Herkes ne güzel dans ediyor!

Bu haftaki ödevimiz ise aşağıdaki hareketleri iyice çalışıp öğretecek kıvama gelmek. Yapamayanlar için farklı versiyonlar varsa not etmek, başlıca yapılacak hataları düşünmek de gerekiyor.

  1. Pole plank
  2. Attitude spin
  3. Fan kick
  4. Crucifix ten kolları açıp üst bedeni pole'un önüne getirdiğimiz hareket (angel diye de biliniyormuş.)