16 Kasım 2013 Cumartesi

Bendy Mind

Dans derslerinden öğrendiğim bir şey varsa o da split açıklığının zihin açıklığıyla ilişkisi olması.

Saçma mı geldi? Açalım...

Dün, hayatımın amacını sorguladığım kötü günlerden biriydi. Beş yıldır sık sık böyle günler yaşıyorum.

Beş yıl önce Boğaziçi'nden mezun olurken önümde kendisiyle tam olarak ne yapacağımı bilmediğim uzun ve güzel bir ömür var gibi geliyordu. Bir kere, Türkiye'nin en iyi okulundan mezun olmuştum. Beklentileri karşılıyordum. Zeki, çevik ve ahlaklıydım. Belki de bu yüzden, hayatta gerçekten ne yapmak istediğimi düşünmek için zaman harcamamıştım hiç. Zaten bir şeyler kendiliğinden oluyordu. Bundan sonra da olacaktı.

Ama olmadı. Yaprak gibi savrulup durdum. Şirketlere girdim, şirketlerden çıktım. Müdürleri memnun ettim, müdürleri kızdırdım. Günün sonunda, bir şeyler daha çok satılsın diye incir çekirdeğini doldurmayacak işler yapmış oldum.

Ben gerçekten kimdim? Nede başarılıydım? Neye yeteneğim vardı? Ne istiyordum?

Velhasıl kelam, dün de bu sorularla cebelleştiğim kötü bir gündü. Hiç enerjim yoktu. 9'da yattım ve sabah dansa gitmemek için bahaneler uydurmaya başladım.

Ama afyonum patlayıp bahanelerimi önüme serecek zamanı bulamadan stüdyoya gittim ve streç dersinin ortalarında bir şimşek çaktı. Kendimi yeniden muktedir hissetmeye başladım.

Galiba bu benim için bir tür terapi.  Doğanın yamultup modern tıbbın kaskatı ettiği bedenimin sınırlarını  genişletmeye çalışırken aslında başarısız olma korkumun üzerine gidiyorum ben. Başkaları için minicik olan bir adım benim için dağlar, denizler aşmak demek. Sadece dans çalışırken beceremesem de denemekten keyif almayı öğreniyorum. Sonra kendi kendime diyorum ki, neden olmasın? Hayatımın diğer alanlarında da yapabilirim bunu. Bir şeyleri değiştirmek için çaba sarfedebilirim. Beceremesem de, sadece becerememiş olurum.

Bu kafalara girebilmek ne güzel, değil mi?



url.jpg