13 Kasım 2013 Çarşamba

Zor Diye Bir Şey Yoktur. İmkansız Zaman Alır!

Okuyan da beni azimli biri sanır. Her pazar günü liseyi ve üniversiteyi bırakacağım diye kendini yerden yere atan ben. Mezuniyetten sonra 5 senede 6 iş değiştiren ben. Gitar mı çalsam, çello mu çalsam, Fransızca mı öğrensem diye parasını ve vaktini -S E N E L E R C E- tüketen yine ben.

Çok iyi biliyorum ki, şu anki durumumda olmasaydım pole dance ile ilişkim de bu kadar muhabbetli olmayacaktı.

Durumumdan kastım anterior spinal fusion skolyoz ameliyatı. Yani şöyle bir şey:


Kısaca, 8 omurum titanyum çivilerle birbirine bağlanıp hareketsiz hale getirilmiş. Günlük hayatımı etkileyecek bir şey değil pek. Uzun süre oturunca ağrıyor, bir de kocaman ameliyat izim var ama that's it. 

Dans ederken ise siz fanilerin hiç bilmediği şeyler yaşıyorum. Sırtımın üst kısmı ve kollarım geriye doğru esnemiyor. Aynı şekilde belim de sağa doğru rahatça yatarken sol tarafa gitmek için dağlar, denizler aşıyor. Sol oblikler rambo gibi güçlenirlen, sağ bana mısın demiyor. Hızlı hareketlerde, yapışmamış omurlarıma fazla yük binmesinden olacak, paslanmış bir dişli çalışıyormuşçasına kesik kesik gidiyor üst bedenim.

Yine de, ya da belki de bu yüzden, direk dansı kadar eğlenceli, motive edici ve insanı bu kadar iyi hissettiren bir şey daha tanımadım. Her geçen gün ne kadar güçlendiğimi, omuz genişliğimin ne kadar arttığını görmek her şeye değer!

Bugün, üniversitede yaptığım gibi, her ders ne öğrendiğimi not alayım ki geriye dönüp gelişmeyi izleyeyim diye düşündüm. Ve bu blogu açmaya karar verdim. Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun.