27 Nisan 2014 Pazar

Bu Yazı Berna Yazısı

Bazı insanlar kendinden ışıklı oluyor. Hemen dikkatinizi çekiyor, sizi etkileri altına alıyorlar. Geriye dönüp baktığınızda da hatıralarınızın en canlı yerinde parıldadıklarını görüyorsunuz.

Berna gibi...

Bir akşam ders sonrası kütüğün üzerinde takılırken "Bu kızın enerjisine bayıldım, hepimize inanılmaz motivasyon veriyor" demiştim Zeynep'e. Minik bir sakatlık geçirip pole'a bir kaç ay ara verdikten sonra yeni sınıfımdaki ilk günümdü.


Sonradan yarı Polonyalı yarı Türk olduğunu öğrendiğim sarışın Amerikalı bir kız vardı derste. Hepimize yetecek kadar neşe ve enerji doluydu. Düşsek de, kalsak da kahkahası salonu çınlatıyordu. 

Sonrasında günler ve geceler boyu birlikte yol aldık bu uzun, ince ve dikey yolda. Eşi Jwan'ı, yavrusu Lulu'yu, modaya olan tutkusunu, sabah koşularını, ince zevklerini  ve sevgi dolu kalbini tanıdık. Tanıdıkça daha çok sevdik. 

Bize Fight Club adını verdi. Çünkü herkesle paylaşamadığımız gizli bir dünyamız vardı ve orada çürük çarık içinde kalıyorduk.


Pole'daki tavrı ve edasının onu sahnede de nasıl parlattığını dünkü gösteride bir kez daha gördük. İçimiz buruktu çünkü gösteriden sonra Amerika'ya dönecekti.

Süper babaannesinin hediye ettiği Channel vücut simini ışıltısından bir parça olarak bana bıraktı.


Onu çok özleyeceğimizi biliyorum. Ama dünyanın neresinde olursa olsun aramızdaki 45 milimetre krom bağ asla kopmayacak. Ve o, başka salonlarda çınlayan kahkalarıyla parlamaya devam edecek.