6 Mayıs 2014 Salı

Bir Değişik Hıdırellez Dilekleri

Geçtiğimiz 1,5 yılda anladım ki, poleculuğun 10'da 9'u niyet etmek. Facebook'taki pole sayfalarına bakın, hep bir hedef belirleme, resolutionlar, challengelar...

Niye dersen, bu iş biraz kazık be sevgili okuyucu. Her yeni hareket yeni morluklar, ağrılar, possible sakatlanmalar demek. Hele bazı trickleri nakkaş gibi işlemek, uğrunda derviş gibi çile doldurmak gerekiyor.

Demem o ki, polecunun hayatı dikensiz gül bahçesi değil.

Dün gece bu eksiği fark edip pole resolutionlarına yerel aromalar kattım ve gül bahçesini hayatımızın bir parçası haline getirdim.


5 Mayıs'ı 6'sına bağlayan geceye Hıdırellez (yani Hızır ve İlyas) deniyor. Efsanesi şöyle:

"Hızır ve İlyas, Hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Hükümdar bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılırlar. Bir subaşında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir. Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas’ın buluştuklarına, onların buluşmalarıyla ölü tabiatın canlandığına inanılır. Halk inanışına göre 6 Mayıs’ın yağmurlu geçmesi, Hızır ve İlyas’ın buluştuklarında sevinçlerinden ağlamalarının ve bulutların da onlara katılmalarının bir ispatıdır."

Efsaneden hareketle Hıdırellez gecesi dilekleri gül ağacının altına gömüp sabah erkenden denize atmak gelenek olmuş. Bu sene ben de yardıma ihtiyacım olan konuları resmettim, Hıdırellez dilekleri olarak apartmanın bahçesindeki gül ağacı altına gömüp, sabah da Kalamış sahilinden denize attım. 

Yalnız benim ihtiyaçlarım karada ve denizde değil de, daha çok "hava"da. Yine de yardımları dokunur umarım!