10 Kasım 2016 Perşembe

Throwback Thursday



Burası benim annemin evi. 2013 yazı. Bu video çekiminden 5-6 gün önce pole'umu Karaköy'den almış yokuşlardan mokuşlardan taşıyarak annemin evine kurmuştum. Karşısındaki ayna zaten bir süredir onu bekliyordu. Beginner 2 idim (o zamanlar Basics kuru yoktu). Bu blog açılmamıştı. Hatta daha Bella gelmemişti. Haftada bir gün Sırma'dan, bir gün de Sevinç'ten ders alıyordum.

Bu videonun benim için anlamı ayrı. Çünkü ben burada büyük bunalımlardan sonra kendi kendine kalarak mutlu olan, kendine tahammül etmeyi öğrenen, kendine dürüst olabilen birini görüyorum. 

O zaman ne eğitmenlik vardı, ne yarışma, ne instagram, ne de sınav. Her akşam pole'umla geçirdiğim 2 saat sadece o anın kendi yüzü suyu hürmentineydi.

Uçan kaçan hareket peşinde hiç değildim. Bir gün invert yapabileceğimi falan hiç sanmıyordum, bu konuda bir arzum da yoktu. Derste gördüğüm spinler bana fazlasıyla yetiyordu, ki gördüğünüz üzere onları da pek yapamıyormuşum :) Pirhuette'ler, dip'ler, spinler ve ben bahtiyardım.

Tam da bu dönemlerde, hayatımın şeklini değiştirmesi, yavaş yavaş daha güçlü ve kendini çok daha fazla seven birine dönüşmem tesadüf değildir sanıyorum.

O anın keyfini çıkarmanın dışında bir amaç (güçlenmek, daha güzel hareketler yapmak, daha iyi dans etmek, birine göstermek, alkış almak, kendini geliştirmek...) olmadan pole yapmanın değerini küçümsememeli.

Zaten pole'un dünyadaki her şeyden daha güzel olmasının nedeni de bu değil mi? Sahnesiz, seyircisiz, kendin için dans edebilmek! Kendini dansla iyileştirmek!



(…yani benim için öyle :) )


Hamiş: Çok duygusallı yazdım ama front hook spin'ime, duvar kenarlarında son bulan floorworklerime falan gülün tabii ki. Alınmam!