20 Temmuz 2017 Perşembe

Çok Çalışmak Çok Da Şey Değil.

6 senelik kurumsal hayatımda çok sayıda "aşırı yoğun" insan görmüştüm. Toplantıdan toplantıya koşan, öğle yemeklerini masalarında yiyen, sabaha karşı mail atan (gerçi maili programlamış da olabilirler ama bu daha da beter!)... Önce, bu iş dünyası da insanın suyunu çıkarıyor, demiştim. Sonra, bu çok yoğun insanların aslında çok da çalışmadıklarını fark etmiştim.


En son, aslında çok da çalışmayan ama ofiste sabahlayan bir deliye dönüşmüştüm.




Takım elbiseli insanlar böyle de, hipsterlar çok mu denişik sanki? Ah beybi, lütfen önce bir kahve, inan kendime gelmem öğleni bulur yoksa. Kahve bağımlılığı hiç bu kadar havalı olmamıştı herhalde. Herkes hep yorgun, uykusuz, zihni darmadağın.



Peki ya polcular?

Biz tabii ki, erken yatıp erken kalkan, kararında çalışıp, hakkınca dinlenen, hayatın farklı yönlerinin keyfini çıkarırken hep ölçülü ve dengeli davranan, bokunda gökkuşağı çıkan tekboynuzlularız(!)

Rest day konusu bu aralar çok gündemdeydi. Göğsümü kabartarak, haha cumartesileri zaten benim boş günüm, sadece dinleniyorum, bu tartışma beni ilgilendirmiyor deyip geçmiştim.

Salı günü stüdyoyu su bastı ve ben (ağlayıp dövünmek yerine) kendimi Kadıköy sokaklarına atıp siiiinging in the rain diye gezinmeye başladım. Evren bana rest day göndermişti - Sırma ile Access Bars şaaptım farkındaysanız :)

Geçtiğimiz 4 ay boyunca çalışma programım şu şekildi: Pazartesi haftaya güzel bir başlangıç için etine dolgun bir pole antrenmanı, o sıraların trickleri, hedefleriğim tricklerin drilleri, ileri seviye sınıflara gösterilecek kombolar, hızını alamayınca peşi sıra pole'lu pole'suz kondüsyon, akşamına pilates, Salı 3 dersin arasında mutlaka 1-1,5 saatlik bir stretching, Çarşamba ileri seviye pole dersi, akşamına yine bir pilates, Perşembe, Cuma cimnastik, Cumartesi arada pilates ama genelde rest, Pazar freestyle.

4 senedir düzenli pole yapan adam için dengeli ve mantıklı geliyor. Ama bunun içine 7-10 ders, stüdyo işleri, ev ve aile işleri eklenince hayat sadece iş oluyor.  Rest günü de, bedensel fonksiyonlarını yeniden çalışır hale getirmek için kuluçkaya yattığın bir zaman dilimi. Pek bir şey yapamayacak kadar yorgun olduğun bir zaman. Sana ait olmayan bir zaman.

Hayır, sakatlanmadım. Aksine bayağı güçlendim.
Ama sıkıldım.

Bu kadar çok çalışmak beni daha iyi bir polecu yapmadı. Çünkü güzel bir müzik duyduğumda pole'a atlama refleksim köreldi. Gece yatağa uzandığımda kafamda kombo bağlama alışkanlığım köreldi. Instagramda son zamanların favori trickleri neymiş gezintilerim köreldi.

Ben boş boş durmayı, amaçsızca gezinmeyi, bir yere varmayacak işlerle uğraşmayı seven biriyim. Boşluktan ve hayalperestlikten ayırdığım zamanları dünyevi işlere ayırırım. Bu kadar çalışmayla 10 birim iş elde ediliyorsa, eminim ki yarısı kadar çalışarak 8 birim elde edilebilir. E o da bana yeter. Belli ki bu "aşırı yoğun olma" trendi pek de bana uygun bir şey değil.

Ama aslına bakarsanız, bu bence kimseye uygun değil.
Bence bunu bir düşünün.
Ama önce bir kahve için!