fizyoterapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fizyoterapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2014 Cuma

Fizyoterapide 2. Gün

Salı akşamı saat 18:30'da misler gibi randevumu aldım, Alain'in muayenehanesine yollandım. Aklımca sekiz gibi çıkıp fazla oyalanmadan pole dersine gidecektim.

Heyhat!

Sen sen ol, sevgili okuyucu, fizyoterapiden sonra öyle pole mole gibi ağır antrenmanlara girişme. Sırtın, kolların isyan çıkarıyor. Sen superman yapmak istiyorsun, vücudun jasmine'in yeterli olduğunu düşünüyor. Sen meat hook'a yelteniyorsun, üst kolun "bu zor zamanlarda arkadaşlarımı yalnız bırakamam, ben de tutunucam direğe" diyor. Şakalar, komiklikler bir yana... yok arkadaş, fizyoterapiyi hafife alma. Boş bir zaman ayır, öyle git.

Gelelim benim fizyoterapi günlüğüme:

Pelvis, alt karın: iyi.  Yine de üst bacaklar ve glute'lar için bir iki egzersizim var. Baleden kalan alışkanlıklara teşekkür etme zamanı!

Lumbar bölge: fazla kasılmış. Esnetiyoruz. Ama aşırı esnemeleri önermiyor bana Alain. L2'ye kadar sabit olduğundan daha alttaki 3 omurun üzerine mümkün olduğunca az yük vermeliyim. Zaten yürürken bile yeterli süspansiyonu olmadığından çok zıpranıyorlar.

Üst karın: zayıf. Nasıl zayıf yaaa! Nasıl zayıf! Ne bekliyordun, diyor, istediğin kadar mekik türevleriyle çalış, sabit omurların karşısındaki kasları bypass geçiyorsun. Dolayısıyla, tam tailor made bir hareket buldu bana. Mum duruşu gibi bir yerlerde dizlerimi kendime çekiyorum ve elimle de dizime direnç uyguluyorum.

Latismus dorsi (sağ taraf): reaktif. Ameliyattan beri böyle kalmış bu kas. Ameliyatım tam da buradan (anterior) yapılmıştı. Şimdi ayak parmağımı dahi kaldırmak istesem önce burayı kasıyormuşum.

Kısa ve uzun göğüs fleksötleri: kısa. Esnetiyoruz.

Kürek kemikleri: kanatlanmış. Bu belki de benim için en önemlisi. Sırtı ve omuzları bu kadar yoğun kullanırken  kürek kemiklerini içeri çeken kasların mutlaka güçlenmesi gerek. Yoksa sırtı aktif ettiğimde ister istemez kürek kemikler kasılıp sıkışıyor.


Boyun: yine fleksörler zayıf. Ensemdeki kasların ise esnemesi gerekiyor.


Güç antrenmanları yapıp kas kütlesini artırırken bilinçli olmak ve kas dengesini korumak hem doğru postüre sahip olarak iskelet sağlığını korumakyı, hem de yapılan spor dalında daha hızlı ilerlemeyi sağlıyor.

Geçelim sporcu sağlığını, masa başı çalışanların da beden sağlıklarına özen göstermeleri öneriliyor. Alain Türkiye'de omurga bozukluklarının son derece yaygın olduğunu söylüyor. Rusya'da ortaokulda öğrencilere fizyoterapi taraması yapılır, bozukluk tespit edilen öğrencilere özel rehabilitasyon programı verilirmiş. 

Acaba biz de bu günleri görebilecek miyiz?





18 Mart 2014 Salı

Fizyoterapi Günlükleri


Yine bir plato evresindeyim.
Efenim, öncelikle tamamen kendi hayal ürünüm olan bu durumu anlatayım.

Pole öğrenmeye başladığımdan beri her gün aynı hızla ilerlemiyorum. Arada kendimce zıplama hissettiğim zamanlar oluyor. Art arda yeni hareketler öğreniyorum. Daha önce zorlandığım bazı şeyleri tereyağdan kıl çeker gibi, sular seller gibi yapar oluyorum.

Sonra bir duraklama, hatta arada düşüş  evresi başlıyor. Daha hızlı yoruluyorum. Bazen oldukça basit olduğunu bildiğim, daha dün bunu yapıyordum ben anam babam diye yeminler ettiğim hareketleri yapamaz oluyorum.

İşte bu plato. Şu an da platoda piknik yapmakla meşgulüm. Daha önce bir kaç kez başıma geldiğinden evham yapmadan, sabırla geçmesini bekliyorum.

Bu arada ne zamandır aklımda olan bir olaya girip fizyoterapiye gitmeye başladım. Birincisi, 15 yıl önce geçirdiğim spinal füzyon skolyoz ameliyatı nedeniyle kas balansıma ömür boyunca dikkat etmem gerektiğinden... İkincisi, yıllar yılı köşe kırlentiyken bir sene içinde milli sporcu gibi her gün antrenman yapmaya başlamam ve "her şey yolunda gidiyor mu acaba" telaşından... Üçüncüsü de, "bizim kızların" hep gidiyor olmasından. (Evet, sosyal çevrem six packs'li fıstıklardan oluşuyor!)

Şu üçüncü nedeni bir açalım.

Bir iki ay önce stüdyoda gizemli bir fizyoterapistin bahsi geçmeye başladı. Önce Bella ve Tuğba gidiyordu. Hikayeler hem ilginç, hem de biraz korkutucuydu. Gizemli fizyoterapist, kızları bir yerlere asıyor, sırtlarını vakumla mosmor ediyordu. Ardından Sevinç ve Zeynep de gitmeye başladı. Belirli bir kas grubundaki ağrının asıl nedeninin kel alaka bir yerdeki lif kısalığı olabileceği çıkıyordu mesela. Fantastiko!

Nitekim, Cumartesi günü ya herro ya merro diyerek kalktım, Fizyoterapist Alain'in muayenehanesine gittim. Önce karşıma geçip sağdan, soldan, önden, arkadan baktı. Öne, geri eğip omurgamı kontrol etti. Yatırdı, baktı. Oturttu, baktı.

Sonra teşhisi koydu:

Ameliyatın olduğu sağ taraftaki sırt kasım (latismus dorsi?) reaktif olmuş. Yani, istemsizce bu kası sürekli kasılı tutuyorum.  Bütün vücudun yükünü, bu yaralı kuşa taşıtıyorum. Dolayısıyla, üst karın kaslarım güçsüz ve öne çıkıyor, onu dengelemek için de boyun! Göğüs fleksörleri kısalmış, omuzları öne çekmiş. Sırt kaslarımsa uzun, ince.

Yaklaşık bir saat süren derin doku masajıyla kasları uyandırmaya çalıştı. Ertesi gün bayağı ağrım oldu ama sonra geçti.

Bir süre haftada bir kaç kez giderek yumuşak doku balansıyla ilgili çalışacağız. Güçsüzlerin gücü, kasılmışların streçi olacağız. Devamı için beni takip etmeye devam edin ;)