istanbul pole dance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul pole dance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2019 Pazar

İlk Pole Dersinde Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı?


Yeni bir sınıf açıldığını duydunuz, dem bu dem deyip kayıt oldunuz ve büyük gün gelip çattı: İlk Pole Dersiniz!



Kendi ilk dersimi hatırlıyorum. Ne zaman gitmeliyim, kimle konuşmalıyım, tuvalete giderken giyinmeli miyim, boxerla mı kalmalıyım, ayağımda spor ayakkabı mı olmalı… bayağı bir sorularla doluydum. O zamanlar WOW yoktu daha, kimseyi tanımadığım başka bir okulda latin dansı dersi sonrası poleların takılmasını beklerken, elimi ayağımı nereye koyacağımı bilememiştim. J Sizin de, ben ve pek çok öğrencimiz gibi ilk ders için kalbiniz pıtır pıtır oluyorsa, ay ben güleriiim diyorsanız, bu yazı biraz yol gösterici olabilir.

Ne Giymeli?
Pole için olmazsa olmaz deri tutuşu! Dolayısıyla, kasıkları açıkta bırakacak bir boxer ya da pole şortu şart. Üzerinize en iyisi sporcu sütyeni ya da bel ve koltukaltı açık crop top. Isınma ve soğuma için uzun tayt, tişört, çorap, tozluk kullanışlı olabilir. Neticede bu bir antrenman olduğundan nefes alan, terletmeyen, rahat kıyafetleri tercih etmelisiniz.
Ne Giymemeli?
Katılacağınız stüdyonun kılık kıyafet politikasını bir sormanızı öneririm. Benim fikrimce katılımcı kendini rahat hissediyorsa istediği kadar dikkat çekici ve “extra” giyinebilir. Sonuçta bu onun özgür alanı. Ama farklı okullarda farklı yaklaşımlar olabilir. Rahat hareket edemeyeceğiniz için bol şortları tercih etmeyin derim. Yine giriş seviye için pleaserlar, botlar vs. de çok uygun olmaz.

Okula girişte ne yapmalı?
  • Vaktinde gitmeli. Vaktinde: dersten 15 dakika önce. Böylelikle kayıt işlemlerini yapacak, giyinecek ve ortama oryante olacak vaktiniz kalır.
  • Kendini tanıtıp hangi ders için geldiğini söylemeli.
  • Dersi bekleyen diğer öğrencilerle sohbet  etmeli (onlar artık pole buddylerin!)

Ne yapmamalı?
  •  Geç kalmamalı (dersin başındaki ısınmayı kaçırmamak çok önemli!)
  •  Erkek arkadaşınızı, kocanızı getirmemeli (çoğu pole okulunda belli saatler dışında erkek sinek yasak, emin değilseniz önceden sormakta fayda var.)
  • Kimseyle konuşmadan bir kenara oturup hocanın sizi bulmasını beklememeli. Sizi birinin arkadaşı vs. zannedebilirler.
  • Çekingenlik yapmamalı. (ki ben çok çekingen bir insanım, onlarca pole stüdyosunda bulundum. Dünyanın en rahat ortamlarıydı hepsi.)


Ders İçeriği
Dersiniz ısınma ile başlayacak. Küçük ve büyük kas gruplarını aktive edip uzatarak pole’a çıkmaya hazır hale geleceksiniz. Ardından eğitmen pole hareketlerini gösterecek ve parçalayıp adım adım öğretecek. Her ders belli bir sayıda hareket öğrenip, belki koreografiler çalışacaksınız. Ders sonunda soğuma ve esneme ile bitireceksiniz.

Derste ne yapmalı?
  • Eğitmenin direktiflerini takip etmeli. Bir şey bilmemeniz ya da yapamamanız asla canınızı sıkmasın, zaten öğrenmeye geliyorsunuz. Anlamadığınız bir şey olduğunda rahatlıkla sormalı, tekrar göstermesini ya da yardımcı olmasını istemelisiniz.
  • Grup derslerinde eğitmen herkesle sırayla ilgileneceğinden sıranızı beklemelisiniz.
  • Hareketlerle ilgili sorularınızı sadece eğitmene sormalısınız. Yan poleunuzdaki arkadaşınız sizden daha iyi yaptıysa da tekniğini tam anlamamış olabilir ve sizi yanlış yönlendirebilir.
  • Dersten önce ve sonra eğitmenin göstereceği alkol ve havlularla poleunuzu silmeli, dersten sonra matınızı yerine kaldırmalı, su şişenizi vs. atmalısınız (lütfen J)

Ne yapmamalı?
  • Eğitmen başkasına bakarken hocccaaaaaam diye bağırmamalısınız. Az sabır!
  • Instagramda gördüğünüz hareketi öğretmesini istememelisiniz. Eğitmeniniz zaten sizin seviyenize en uygun programı hazırlamıştır. İleri seviyede hedeflerinizi eğitmeninizle paylaşmanız çok güzel olur, böylelilikle sizi de daha iyi yönlendirebilir. Ama henüz erken ve muhtemelen o hareket aşırı zor!
  • Eğitmen arkasını döndüğünde instagramda gördüğünüz o hareketi yapmaya çalışmayın. (e yani!)
  • Arkadaşlarınıza öğretmeye çalışmayın. (Bu çok iyi niyetli ve hepimiz zaman zaman yaptık. Ama bu hem eğitmeninize karşı çok tatlı bir durum değil, hem de istemeden arkadaşınıza zarar da verebilirsiniz.)
  •  Fotoğraf! Evet bu konuda çok hevesli olduğunuzu biliyoruz. Ama oldukça hassas bir konu. Öncelikle eğitmenden izin almadan lütfen foto seansına geçmeyin. Dersi ne kadar aksattığını tahmin edemezsiniz. Arkadaşlarınızın kadrajda olduğu fotoğraflar asla çekmeyin, bizim ülkemizde pole fotoğrafında bulunmak maalesef bazı meslek grupları için hala işten çıkarılma sebebi! İlk derslerinizde daha çok samimi olmadığınız arkadaşlarınıza telefonu tutuşturup fotoğraf çekmelerini istemeyin, onun ders süresinden çaldığınızı unutmayın, herkes bundan memnun olmayabilir. İyisi mi önden eğitmene sorup soğuma öncesi 5 dakika izin koparmak ve o sırada telefonu sizden başka kimseyi görmeyecek bir yere koyup ön kamerayla video çekmek ve screenshot almak. Eğer sınıfınızda bu konuda hassas biri varsa, fotoğrafı antrenman saatine saklayın.
  • Matınızı ortalıkta bırakıp su şişenizi, kullanılmış peçetelerinizi sağda solda unutup Leyla gibi sınıftan çıkmayın (ama lütfen! J)
  • Lütfen ama lütfen demoralize olmayın. O gün gününüzde olmayabilirsiniz, hareket ilk başta zor gelebilir. Emin olun bugün değilse yarın başlangıç ve orta seviye hareketlerin hepsini yapacaksınız. (İleri seviyede biraz işler değişiyor.) Dersinizi verimli geçirin, bol bol deneyin ve hatalarınızın düzeltilmesine izin verin.

İlk dersinizden sonra… sabırsızlıkla ikinci dersinizi bekleyin. Bu güzel serüvene çıktığınız için kendinizi tebrik edin. Ve dinlenin J


22 Temmuz 2016 Cuma

Olağanüstü Durumlarda Akıl Sağlığımızı Koruma Yolları

Pazartesi malum off günüm. Bu hafta pazartesimi evde kendimi oradan oraya atarak, çikolata yiyip aynı haberleri art arda izleyerek çok güzel değerlendirdim.

Akşam olduğunda bayağı bayağı dışarı çıkmaktan korkar hale gelmiş, stüdyoyu bir ay kapasak mı diye düşünmeye başlamıştım. Ya da bir yıl!

Size de oluyordur bence bu; işler kötü gittiğinde takat yitimi yaşayıp hayatı yaşanır kılan şeyleri de yapamaz hale gelmek, dolayısıyla hayatın daha da kötüleşmesi. Fasit daire. Bana çok oluyor.



İç huzurunu sağlamak için kök çakrana odaklan ve derin derin nefes al demeyeceğim. Çok özensem de, yoga derslerimdeki içe dönüş anlarını İstiklal Marşı'nı tersten okumaya çalışarak ya da akşamki sınıfa hangi komboyu öğretsem diye düşünerek geçirdim. Bir sonraki büyük travmaya hazırlık için bir ara öğrenmeli belki. Ama şu anki akut stres problemi için zaten bildiğimiz araçları kullanmak en iyisi.

1. Ailenle ve sevdiklerinle vakit geçir

Alçak uçan jetler bomba sesi çıkardıkça kardeşim korkuyor mudur diye döndüm durdum ya yatakta, sonra fark ettim aslında kardeşimle ne kadar az görüştüğümüzü. İnsan işte, hayatın hayhuyu içinde sevdiklerine yeterince zaman ayıramayabiliyor. Şimdi o minik çemberin içine giremek, evde hissetmek çok iyi gelecek. Sevdiğin insanlarla birlikte daha iyi zamanlar geleceğine inanmak olağanüstü durumlar için en güçlü ilaç.




2. Somut bir şeye odaklan


Yemek yap, temizlik yap, doğaya kaçış planı yap... her neyse ama adını koyup üzerinde çalışacağın bir şey olsun. Pole'sa bu, erişilebilir ama adı sanı belli hedefler, benim için kişisel ve toplumsal kriz dönemlerinin en büyük kurtarıcısı. Odağını belli bir harekete çevir mesele. (Aman diyeyim, özellikle bizim çılgın öğrencileri düşününce, dediğim gibi erişilebilir hedef! phoenix yapamıyorum diye depresyona depresyon katma sonra!) Bir saat kapan stüdyoya çalış ve elde et hedefini. Beynimizin başarılı ve muktedir olduğunu hissetmeye ihtiyacı var. Özellikle de gücümüzün yetmediği büyük olaylarla karşı karşıya olduğumuz kriz zamanlarında.



3. Gülümse

Sen gülümseyince, beynin mutlu olduğunu sanıyor biliyor musun? Nabzın düşüyor, stresin azalıyor. Fake it till you make it yani.

Dahası sen gülümseyince karşındaki insan da sana gülümsüyor. Birbirimizden kıllanıyor, korkuyoruz ama bu düşmanlığın üretilmiş ve sanal olduğunun da farkındayız. Akşam görse beni keser demeden insanlara karşı kibar olabilir, gülümseyebiliriz bence hala. Yazarken bile naif geldi ama bence işe yarar. 100 maymun falan bişeyler vardı google'lasanıza onu.




4. Esneme Yap

Bu dediğim sırf dansçılar için değil. Amaç sırf spagata oturmak, belini tersten kırmak falan değil. Hareket alanının genişlemesi ve sakatlıklardan korunmak bir yana hem bedenin, hem de ruhun açılıp rahatlaması, zihnin dinginleşmesi için stretching birebir. Kapat televizyonu, her detayı biliyorsun artık. Aynı şiddet görüntülerini defalarca görmek sana ancak zarar verir. Sakin bir müzik aç, taytını giy, sadece daha açık hissetmek için minik minik stretching yap.



5. Freestyle

Freestyle dans et, bilinç akışı yazı yaz, resim yap... Duygularımız çok yoğun. Korkuyoruz, endişeliyiz, kızgınız. İçimizde düğüm düğüm biriken çok şey var. Dökmeli, çözmeli, rahatlatmalı. Form ve performans kaygısını geride bırak. Kapıları kapat, ışıkları azalt. Kendinle ilişki kur, pole/kağıt/kalem araç olsun sana.




Hepimiz çok ciddi travmatik stres sorunuyla başa çıkmaya çalışıyoruz. Ve bir yandan da hayat durmuyor işte, yine sabah kalkılacak, yine işe gidilecek. İyi olmak zorundayız. İyi olma stratejilerimizi geliştirme ve birbirimizle paylaşmak zorundayız.


PS. Her toplumsal felaket sonrası politika sınıf arkadaşlarımın bir ikisinden ne apolitiksin diye mesaj alıyorum. Yine riske girdim.

PS2. He ya Siyaset Bilimi mezunuyum ben. Şaşırtıcı ama gerçek!

21 Haziran 2016 Salı

Videosuz Pole (mu olur?)

İki haftadır instagram'a yeni bir video koymayınca, pek çok tanıdık benim için endişelenmeye, hasta mıyım, sakat mıyım merak etmeye başlamış.
İyiyim dostlar, sadece telefonum bozuldu.

Bugün size akıllı telefonu olmayan polecunun hayatını (dramını) yazacağım (büyük istek üzerine :) )


Şimdi mevzuya uzak olanlar dudak büküp, burun kıvırıp, gerdan kırmasın. 45 mm bir direk üzerinde 40 takla atıyoruz, tabiy ki de gözünüze gözünüze sokucaz. Tabiy ki de her yerde paylaşıcaz, sonra da kimler beğenmiş diye zırt zırt bakıcaz.
Bu iş böyle!

Gel gör ki, iki hafta önce bir sabah telefonum aniden açılmaz oldu. Adeta hayat damarlarımdan biri koptu. O zamandan bu zamana pole antrenmanlarımın da biraz rengi değişti.

1. Selam Kondüsyon Antrenmanı, Tanışabilir miyiz?
Bu sıralar bir hayli güçten düşmüştüm. Yarışma dönemi Sevinç "ringde kendinizi parçalamayın, provaya gücünüz kalsın" deyince, cemaat mıçtı ve güç antrenmanı yapmamız yasak bizim diye gezmeye başladı. Bir de pole'a çıkılan nadir zamanları "şööyle güzelli kolaylı ne yapsam da çekseeeem" diye harcayınca, sonuç: kas kaybı, kondüsyon düşmesi, belinde bıkınında takat kalmaması. 
Hal böyleyken telefonum bozulduğundan beri ring'dir, pole power'dır yardırmaya başladım. Geri döndüm uleeynnn!

2. Yapamadığım Trickler, Benim Olacaksınız!
Yalan yok, Melek'le senkronizasyon çabalarımız sonucu pek çok şey bayağı akıcı ve doğal hale geldi. Ama fi tarihinde deneyip çok da yapamayıp üzerinde çalışılması gereken bir flip mesela tarihin tozlu raflarında yerini aldı bu sırada. Ya da görülüp beğenilen ama başarmak için şöyle 1-2 hafta üzerinde çalışılması gereken bir kombo/trick, hep ertelendi.
İşte şimdi onları çalışmanın tam zamanı.

3. Strecthing, Özledin mi Beni?
Neredeyse 1 senedir adam gibi stretching çalışmıyorum. Onun yerine açı çalışıyorum. Belli açılardan bakınca efsaneyim. Ama artık yarışma tozu yutmuş, sahnelere gönül vermiş biri olarak açıdan medet umamam. Onun yerine, haftada üç gün, efendi gibi esneklik çalışmaya başladım telefonsuzluğun bana verdiği ekstra zamanlarda. Kendimi bulduğum nokta bayağı üzücü, bakmamışım dağ olmuş :)

Hal böyle, whatsapp mesajlarınızı göremiyorum. Hatta SMSlere de yanıt veremiyorum çünkü aynı tuşa 4 kere basmak gerekiyor bir harf yazmak için. Ama 5 gün aynı şarjla idare ediyorum ve bayağı bir antrenman yapıyorum. :)