alex Shchukin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alex Shchukin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Younique Pole Camp ve Kendime Nanik

Bizim başımızdan bir kamp geçti ey sevgili okuyucu. Ne zamandır yazayım, yazayım diyorum da, neresinden başlayayım, nasıl toparlayayım kestiremiyorum.

Evet, o arkada uyuyan benim! 


Çünkü heyhat! o nasıl bir tempoydu öyle! Aylardır, yıllardır kondüsyon çalış diye dilinde tüy biten Sevinç'e saygılarımı iletiyorum.
Öldüm, öldüm.

Ama çok güzeldi. :)

Neden mi?
Alex'in çok eğlenceli, sistematik, yaratıcı derslerinden. 

Trick dersi öncesi Alex'i Mısır Çarşı'sında, Galata'da, metroda "dersi kolay yap hacı" diye kah tehditle, kah rüşvetle sıkıştırdım mı, evet sıkıştırdım. Ders kolay oldu mu? Sevinç aksini iddia etse de, hiç de olmadı :) Ama müthiş spot tekniğiyle, versiyonlar üretmesiyle tam dozunda gitti. 


Koreografi dersi zaten efsaneydi. Dönüşlerle, sıçramalarla 45 dakika konservatuvar gibi ısındık. Resmen beden çaktırmadan çaktırmadan dans eder oldu. Çağdaş bir koreografiydi ve tek günlük çalışmada bu kadar içine girebilmek mucize gibiydi. 

Sonra neden mi? Nadia'nın hiç beğenmemesinden ve hareket kaliteni artırman için müthiş yol göstericiliği yapmasından.

En çok dersi Nadia'dan aldık kampta. Bu kadın çok tatlı, eğlenceli, komik. Halden anlıyor. Ayakta splitlerde şaka gibi "v"ler oluşturunca "I know, I know" diyor. Ama gösterdiği spin ya da sekansı hasbel kader yaptığında yüzünü buruşturup en ince detayına kadar beğenmediği şeyleri döküyor önüne. Nasıl da büyüyor, güzelleşiyor o zaman hareket. Acaba statik spins mi daha güzeldi, performans mı yoksa urban pole mu, karar veremiyorum. Ama, evet, handstandden kaçtım. :)


Bir de neden mi? Kujo'nun zorları kolay eden, bilimle sirki buluşturan, kah öldüren, kah güldüren derslerinden.

Chinese pole zor; nedenini çok güzel anlattı Kujo: bu işi full time akrobatlar yapıyor! Temel hareketleri öğrendikten sonra çalışılabilecek şeylerin çıtası bir anda yükseliyor. Hemen zort oraya dönmeler, cart kendini fırlatmalar, kafa üstü uçmalar, sekip parende atmalar başlıyor. Sanırım bu yüzden, bizi en çok derbeder eden Kujo'nun dersleri oldu. Bu yazının başındaki uyku fotoğrafı da bir Chinese pole dersinden sonra çekildi.


Tabii bunları şimdi düşünüyorum. O zamanki düşüncelerim farklıydı.

5. gün pole'u bırakmaya karar verdim. 

Her yanım ayrı ağrıdığından beynime giden sinyaller error veriyor, neremde sorun olduğunu bile anlayamıyordum. Yorgunluktan çökmüş haldeydim. Senelerdir pole'la yatıp pole'la kalkarken geldiğim noktada gördüğüm şey sadece daha fazla çalışmam gerektiğiydi ve ben yaradılış icabı yatay (kanepede yani, iron x'te değil) bir canlı olduğumdan, bu durum hiç işime gelmiyordu.

Pole'u bırakmam için gerekçelerimi rasyonalize edip kocama deklare ettim. 

Ertesi gün tatile çıktık, Cunda'ya. Rakılar, denizler, çocukluğumun sokakları, ağaçları, lokmacısı derken çocuk parkındaki bebeğim gibi direk gözüme çarptı. Göz göze gelmemeye çalışarak ilerleyip yemek yemeğe gittik. Yemeğin ortasında kocamın dediklerini dinlemediğimi fark ettim:

"Gidip o direkle biraz oynayabilir miyim?"



Pole aşkıyla ölerek, kudurarak İstanbul'a döndüm. 

Kendime nanik:
Evet, pole ZOR. Hep de zor olacak. Zaten bu yüzden güzel!
Bunu kabullen ve bununla yaşa.







5 Mart 2015 Perşembe

Haksızsın Alex, Sana Laflar Hazırladım.

Alex Shchukin'in son blog yazısını okudunuz mu?

İsteyenler buradan okusun, TIKLA!


İstemeyenlere kısaca özetleyeyim:
Alex insanların ona "ne şanslısın, çocukluğundan beri taklalar atıyorsun. pole'da ne avantajlısın!" demesinden sıkılmış; "Ne şansı hacı, siz Super Mario başında keyif çatarken, biz yağmur demeden, çamur demeden jimnastik salonlarına gittik. Ömrümüzü verdik ulen!"diyor.

Alex'in çocukluğu (temsili)

Haklı olduğu noktalar var. Yarışmada puan verilirken daha iyi yapana "ama o eskiden beri çalışıyo yeaa" denmez bence de. O zaman ötekinin kaynı hastaydı, ona baktı, antrenman yapamadı da de. Jüri dediğin objektif değerlendirme yapmalı. Koy bunu köşeye.

Ayrıca, evet çocuklukta o disipline girmenin, makine gibi çalışmanın kolay olmadığını, başlı başına bir mücadele olduğunu ben de tahmin ediyorum. Biz de kardeşimle az kaçmadık bale dersinden "karnım ağrıyo, gitmiyceeem" diye. Gerçekten Super Mario daha tatlı.

Özge'nin çocukluğu (temsili)

Ama diğer yandan, şans diye bir şey yok demeyeceksin gardaaş. Şans diye bir şey var! Niye mi?


Pole bir yetişkin sporu.
Bunda anlaşalım bir kez. En azından şimdilik öyle. 30 yaşında başlıyoruz arkadaş pole'a. 30!

Pole belki de bu kadar geç yaşta başlanıp de profesyonel sporcu olunabilecek, uluslararası yarışmalara girilebilecek yegane disiplin.

Ama yeni doğmuş bebek gibi başlamıyoruz. Start çizgisinde yılların bagajını taşıyoruz. Bu zamana kadar kimimiz Siyaset Bilimi okumuş, kimimiz Spor Akademisi okumuş oluyor. Kimimiz sakatlıklar geçirmiş, kimimiz güçlü, kimimiz kilolu.

Dolayısıyla, start çizgisi anında bazıları diğerlerinden daha avantajlı oluyor hızlı ve kolay ilerlemek için.

Evet, sen bu zamana kadar çok çalıştın, ben yatarken. Ama çocuk bedeniyle çalıştın babo. Ben onu şimdi yetişkin bedeniyle yapmaya çalışıyorum. Yetişkin korkularıyla, yılların zihnimde oluşturduğu bariyerlerle. Postür bozukluklarıyla. Kas dengesizlikleriyle.

Ayrıyetten, o yaşta spora, dansa yönlendirilmiş olmak, doğru kişileri bulmak da şans değil mi? Siz spor salonlarında çalışırken, biz Anadolu Liseleri sınavına giriyorduk valla. Mutsuz olup bırakacağımız kariyerler için tuvalette bile test çözüyorduk. Şimdiki aklım olsa bunu değil, onu seçebilirdim. Sen şanslıydın ki yönlendirildin.


Bütün jimnastikçileri, parkurcuları öpüyorum.
Bütün bunları demişken, şunun da altını çizeyim: belli açılardan şanslı olmanız o korkunçlu taklalarınızın, imkansıza yakın esnek çizgilerinizin, ayak gibi yere sağlam basan ellerinizin ve bütün bunlar için verdiğiniz emeğin, alın terinin değerini düşüremez elbette.

Ama işte o alın terini dökebilmek de bir şans.

Aynı benim her gün 2 saatimi antrenmana ayırabilmemin ofiste oturan arkadaşlarımın gözünde büyük bir şans olması gibi.